Biten bir dostluğun ardından....
18.05.2007
Bugün, ömrüm…
Dilimden her düştüğünde adın, kalbimde buluyorum seni. Ellerinde değil ellerim belki, ama resminde dokunuyorsun yüzüme. Bak şarkılar hala seni söylüyor. Her dizesi bir hikayemiz. Yine konuyorsun dudaklarıma. Kelimelere bürünüyorsun. Alfabedeki her harf seni anlatıyor tek tek. Hepsi bir anı hayatımızın. Nasıl da anlatıyorlar bizi dünyaya. Bak herkes bizi konuşuyor, bizi anlatıyor birbirine. Bak ben hep seni yazıyorum yine…
Sabah uyandığımda aynadaki yüzüm oluyorsun. Yine aynı anda gülümsüyoruz birbirimize. Yine hiç konuşmadan anlatıyoruz her şeyi. Sen hala yüzümde kocaman bir gülümsemesin. Hala bir yanı sende atıyor kalbimin. Sonra çayımın ilk yudumu, yüzüme değen ilk güneş ışığı oluyorsun. Sen içimi ısıtırken, ben derin bir nefes alıp seni dolduruyorum içime. Sen her nefesim oluyorsun.
Yürüyorum sokaklarda sonra. Başımı hiç çevirmesem de biliyorum, sol yanımdasın. Kalbimin hemen yanında. Sonsuza kadar sana rezerve edilmiş yerde. Başımı kaldırınca gökyüzündesin. Bana gülerken bembeyazsın. Hüzünlendiğinde yağmur olup ağlıyoruz beraber. Sen yüzümde hissettiğim her damladasın. Hiç görmesem de biliyorum, ellerin göz yaşlarımın düştüğü yerde. Ben hiç sensiz kalmadım ki. Sen hala benim kalp atışımsın.
Ama yoksun işte. Bugün, ölümüm…
Ne değişti gidişinle? Ben hala senle uyanıyorum güne. Ve bilmesen de senin için doğuyorum gününe. Güneş ben oluyorum, içtiğin su, yediğin yemek, söylediğin şarkı. İzin almamıştın kalbime gelirken, yine izinsiz çıkarsın sandın, yanıldın. Ben sana gülümseyen bir çocuk yüzüyüm. Çocukluğum sende, çocukluğum sensin. Sen en saf, en temiz, en karşılıksız sevgimsin. Giden gelmez belki, bilmezsin. Sen hep içimde kalan olacaksın, bilmeyeceksin.
Büyüyünce bu çocuk öğrendi. Hiçbir şey vazgeçilmez değilmiş. Ben canımdan vazgeçtim. Al senin olsun bu ömür. Al senin olsun bu kalp, bu çocukluk…
Bugün doğum günün, ömrüm…
İyi ki doğdun kalp atışım. Bilmiyorsun, ama sen iki kişilik yaşıyorsun…