« Önceki |

28/9/2007

Bahar çiçekleri de açarmış sonbaharda

Bahar çiçekleri de açarmış sonbaharda.

Cıvıl cıvıl kuşlar ötermiş pencerenizin hemen önünde. Yasemin kokuları dolarmış odanıza, yatağınıza. Huzurlu da uyanılırmış sonbahar günleri. Biraz gecikmeli bir doğum günü hediyesi alıp sonsuza kadar saklarmışsınız onu. Ve bir kez daha severmişsiniz hüzünlü sonbaharı.

Çünkü bahar çiçekleri de açarmış sonbaharda…..

6/9/2007

Yorgunuk

Bir gün hiç beklemediğiniz bir telefonla uyanırsınız. Bir arkadaşınızın ölüm haberidir aldığınız. Şaka zannedersiniz çünkü bu açıklayabilecek hiçbir şey yoktur. Hiçbir şey insanı intihar edecek kadar çaresiz bırakamaz çünkü.

Sonra şaka olmadığını öğrenmek mi, bu olayı aklından çıkaramamak mı, arkadaşını hatırlamak mı, hangisi daha çok üzer sizi bunu da bulamazsınız. Sadece yardım edebilirdim dersiniz. Yapardık bunu hep birlikte ve başarırdık.

Sonra başkaları gelir aklınıza. Hayatta ve yardıma ihtiyacı olan insanlar. Onlara yardım eli uzatır, aramadıklarınızı aramaya başlar, insanların kalbini kırmamaya çalışırsınız. Çünkü ölüm vardır dünyada. Artık daha da yakındır üstelik. Baksanıza birkaç gün önce yanınızda olan insan yok şimdi burada.

Ölüm var dünyada. O zaman neden üzeyim ki insanları yoktan yere. O zaman neden ihmal edeyim ki bir gün pişman olacağımı bile bile. Daha bir dikkatli davranmalıyım. Daha doğru yapmalıyım ki keşke dememeliyim diye düşünürsünüz. Ama hiçbir şey istediğiniz gibi gitmez.

Hani sular hep tersine akmak zorundadır ya. Siz de aslında doğru olan yöne doğru kulaç atmaktasınızdır ama direnemezsiniz. Çok üzülür çok yıpranırsınız elinizdekileri tutmaya çalıştıkça, değer verdikçe, kaybetmek istemedikçe.

Bir gün anlarsınız insanların neden intihar ettiğini. İşte en kötüsü budur. Bir intiharı haklı bulmak. Sebep ne olursa olsun. İnsanlar ölür çünkü artık yorgunlardır. Ya 70 yıl yaşayıp vücutlarını yormuşlardır, ya karşısına çıkan insanlar duygularını yormuşlardır.

Şunu anladım ki ölüm yorgun olduğu zamanında geliyor insanın…

6/9/2007

3/9/2007

Doğum Günüm

            Sonbaharın ilk günlerinde doğdum. Bu yüzden yeni sararmaya başlamış, dalından düşecekmiş gibi görünen bir yaprağım hayatta. Sanki bir rüzgârla savrulacakmış gibi duran ama dalına sımsıkı tutunmuş bir yaprak.

            Yüklenmiş gibi görünen bulutlar gibiyim. Beyazım griye yaklaşmış. Ne tam olarak şehre yaklaşmış ne de uzağındayım. Hiçbir zaman aniden bastıramamış sadece çiseleyen bir yağmur.

            Belki yağmurum aniden başlar diye düşünürüm ama kıyamam güneşe. Bazen yağarım hiç düşünmeden ama sonrasında herkesi gülümsetecek gökkuşağını çıkaramam aklımdan.

            Sonbaharda doğdum diye hiç ayıramam gözyaşımla gülümsememi. Yazın neşesinden kurtulamamış bir çocuk ve sonbahar hüznü taşıyan bir kadın yaşatırım içimde. Ama çocukluğum bastırır hep olgunluğumu. Bir kadın gibi sever, hüzünlenir ama bir çocuk gibi coşarım ufacık bir sevinçte.

               Bu yüzden gecesi gündüzü karışık yarım uykularımın. Tam nefes alamayışım ve gülerken sanki ağlayacakmış gibi bakışım.

            Sonbaharda doğdum. Bu yüzden sonbaharındayım hep hayatın….

14/8/2007

sanki...

sanki her gün düşüyor bu yağmur damlası toprak bulurum ümidiyle isimsiz bir okyanusa.....